Sunday, April 29, 2007

katilmak ya da katilmamak uzerine..

katilmamis olmak din ekseninde bir devlet yonetimini desteklemek demek degil,
katilmis olmak ise postal sesi ozlemi, darbe cigirtkanligi hic degil

neden her alanda kutuplasiyoruz, bu kime yariyor?
su anda ekonomi guclu mu, neye dayanarak bunu soyluyorsunuz?
gencler nasil bir egitim aliyor, bilimsel olabiliyorlar mi?
saglik ve yargi sistemi ne durumda, son gunlerde hic yolunuz dusuyor mu?
bugun misyoner diye boyun kesenler, yarin basortusu takmiyorsun, sakalin biyigin diye ne yapacaklar?
peki tum bunlarin alternatif ne, bu 11 eylul hatirasi baraj ranti yine ayni isimleri karsimiza getirmeyecek mi?

katilsan da katilmasan da sunu artik gor, biz ulke olarak tepki vermeye basladik ve
tepkiyi kucumeseme, iyi degerlendir ve anlamaya calis, hepimize buyuk dersler var satir aralarinda!

umarim bu sancılı günleri hızla geride birakip, dünyayı sallayacak, bilişim ülkesi Türkiye için yek vücut olur, kutupsuz bir hedefe emin adimlarla ilerleriz.

2 comments:

husnu said...

Tepki değil mühim olan. İzledim bugün ekranlardan. Türküler, şiirler ve hamaset dolu sözler ne güzel ne hoş. Ama altı dolu gelmiyor bana. Proje yönetiminden bir analoji yapiim. İki tip proje yöneticisi vardır. Bir proje şöyle olacak böyle olacak diye konuşanlar veya yapılanları eleştirenler(yani TEPKI verenler). İkincisi de konuşmayan ama operasyon yapanlar.Teknik olmanın verdiği bir his galiba. İçimden konuşmak değil, operasyonel olmaya devam etmek geliyor.

Osman said...

"Bazı insanlar sızlanır, bazıları ise eleştirir"
Eğer amaç bağırıp çağırmaksa toplanıp göz dağı vermekse yıpratmaksa, çözümsülüğe itmekse, posta koymaksa ülkemizde bunu yapacak insanlar ışık hızıyla bir anda bulunabiliyor.
Ama bu kırmızı ülke, ancak ve ancak problemi tespit edip, onu eleştirip onu düzeltmek için çözüm üreten ellerin parmaklarında büyür.
ve şu ana kadar da öyle büyüdü!!
Bize kalabalıkların arkasında sızlanmak değil, eleştirmek ve çözüm yolu aramak düşer..