Çocuk eğitiminde amaç her çocuğun bir birey olduğunu kabul ederek, bunu çocuğa, temelinde ilgi, sevgi , tutarlılık ve kararlılık olan iletilerle hissettirerek, kimliğinin gelişmesini sağlamaktır.
Çocuğun okula başlamasıyla, çocuk grup çağına girer ve toplumsal bilinci şekilllenmeye başlar. Arkadaşlarıyla ilişkileri çocuğa toplumsal yaşamda uyumlu birey olmayı öğretir. İçinde yaşadığı eğitim ortamında onun kişilik sahibi, farklı birey olarak, belirli hakları olduğunun kabul görmesi, çocuğun başkalarına saygılı davranmasını, hakkını korumasını, önder olmasını ve sorumluluk almasını sağlar.
O gün öğretmen , öğrencilerini oyun salonunda toplar. O dersin amacı çocukların grup kimlikleri üzerinde kendi kararlarını almaları ve bu kararları yaşarken kendi doğrularını bulmalarını sağlamaktı. Oyunun adı; “Devler , cüceler ve sihirbazlar” dı.
Öğretmen çocuklara oyunu anlatır. Çocuklar sevinçle yerlerinde duramazlar. Öğretmen çocuklara seslenir: “Şimdi karar vermeniz gerek. Siz nesiniz? Dev mi? Cüce mi? Sihirbaz mı?” çocuklar olmak istedikleri kimliklerin gruplarını oluştururken, kararını değiştirip başka gruba geçenler de oluyordu. O sırada yanına yaklaşan Ayşem kaygı dolu ince, titrek bir sesle öğretmenine “Deniz kızları ne tarafta duracaklar öğretmenim? “ diye sorar. “Deniz kızlarının grubu yok” der öğretmen. Ayşem kararlı bir ses tonuyla “ Yoo , var , ben deniz kızıyım “ der. Ayşem kendini sihirbazlara , devlere , cücelere yakın bulmuyordu. Kendi grubu olmadığı için oyundan çıkıp duvar dibinde kaybedenlerin yerinde durmak da istemiyordu. Kendi kimliği deniz kızıydı. Deniz kızlarının da bir grubu olduğuna ve bu grubun yerini öğretmeninin bilmesi gerektiğine inanıyordu. Anlatılan normlara uymayanlar kendilerine gösterilen kalıplarla şekillenmeyi reddedenlerder... Nerede duracaktı deniz kızları? Öğretmen Ayşem’in desteklenip yüreklendirilerek kendine güven duymasını sağlamasını gerektiğini düşünerek “Deniz kızları oyun salonunun parlak yıldızlarla süslü sahne perdesinin önünde duracaklar” der. Gruplar oluşup oyun başladığında Ayşem rolünü oynarken yüzü gülüyordu , çok mutluydu.
Desteklenen çocuk daha bağımsız girişimlerde bulunarak yeni şeyler üretme isteğinde olacaktır. Onun kişilik sahibi , farklı birey olarak tanındığını hissetmesi, belirli hakları olduğunun kabul edildiğini anlaması , onu mutlu ve kimlikli kılacaktır.
Çocuklarımızla iletişimimizde :
* Hoşgörülü olalım ki , sabırlı olmayı öğrensin.
* Destekleyip yüreklendirelim ki , kendine güvensin.
* Hakkına saygı gösterelim ki , adil olmayı öğrensin.
* Övelim ve beğenelim ki , takdir etmeyi öğrensin.
* Güvenerek sevgi ile dostça davranalım ki , umutlu , güzel insan olsun.
Türkan Yılmaz(Annem:)
Emekli Eğitimci
Thursday, February 19, 2009
Wednesday, February 11, 2009
KAKTÜS
Bu dikenli bitkinin ne işe yaradığını bileniniz var mı?
Kaktüs radyasyonu emmekte, bu yüzden en büyük nükleer santral yakınlarında tonlarca kaktüs bulunmakta, ayrıca geçenlerde istanbulda bir banka şubesi tam 250 adet kaktüs siparısı verdı bilgisayarların yanına koymak için.
Herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktüs bulundurmalı :)
Kaktüs radyasyonu emmekte, bu yüzden en büyük nükleer santral yakınlarında tonlarca kaktüs bulunmakta, ayrıca geçenlerde istanbulda bir banka şubesi tam 250 adet kaktüs siparısı verdı bilgisayarların yanına koymak için.
Herkes evinde hatta her odada mutlaka kaktüs bulundurmalı :)
Wednesday, January 28, 2009
Gebze'de işten sonra Aikido dersleri :)
Aikidonun Fiziksel Yararları:
Gün içinde en az 20.000 kes nefes alırız. Aikido, diyaframı kullanarak doğru nefes alma tekniğini öğrenmenize yardımcı olur, böylece organlarda oksijenlenme artar. Aikido terimleri içinde hara olarak adlandırılan, İngilizce'de powerhouse olarak tanımlanan, göğüs boşluğunun altından başlayıp pelvisin alt sınırında biten kas gruplarının bulunduğu bölge, Aikido sporu için dengenin merkezidir. Bu bölgenin çalıştırılmasıyla denge, dayanıklılık ve hareketlerde kontrol sağlanır. Kemikler ve kasların güçlenmesiyle birlikte postürel duruş düzelir. Kas hacminin artmasıyla ve metabolizmanın hızlanmasıyla yağ yakımı hızlanır. Çeviklik ve reflekslerde hız kazandırır. Kan dolaşımını artırır, böylece genel sağlıkta düzelme sağlar.
Aikidonun Zihinsel Yararları:
Vücut farkındalığını artırarak zihin ve vücudun uyumlu çalışmasını sağlar. Özgüven ve öz disiplin saplar. Konsantrasyonu artırır. Çatışmalar, stres ve zor durumların üstesinden iletişim kurarak gelmeyi ve sorunları şiddete başvurmadan çözmeyi öğretir. Sakin ve kontrollü olmayı ve kişinin iç dünyasında denge kurabilmeyi öğretir. Çocukların sosyalleşmesine yardımcı olur, birbirine ve başkalarına karşı hoşgörü ve saygı duyma becerisi kazandırır.
Gün içinde en az 20.000 kes nefes alırız. Aikido, diyaframı kullanarak doğru nefes alma tekniğini öğrenmenize yardımcı olur, böylece organlarda oksijenlenme artar. Aikido terimleri içinde hara olarak adlandırılan, İngilizce'de powerhouse olarak tanımlanan, göğüs boşluğunun altından başlayıp pelvisin alt sınırında biten kas gruplarının bulunduğu bölge, Aikido sporu için dengenin merkezidir. Bu bölgenin çalıştırılmasıyla denge, dayanıklılık ve hareketlerde kontrol sağlanır. Kemikler ve kasların güçlenmesiyle birlikte postürel duruş düzelir. Kas hacminin artmasıyla ve metabolizmanın hızlanmasıyla yağ yakımı hızlanır. Çeviklik ve reflekslerde hız kazandırır. Kan dolaşımını artırır, böylece genel sağlıkta düzelme sağlar.
Aikidonun Zihinsel Yararları:
Vücut farkındalığını artırarak zihin ve vücudun uyumlu çalışmasını sağlar. Özgüven ve öz disiplin saplar. Konsantrasyonu artırır. Çatışmalar, stres ve zor durumların üstesinden iletişim kurarak gelmeyi ve sorunları şiddete başvurmadan çözmeyi öğretir. Sakin ve kontrollü olmayı ve kişinin iç dünyasında denge kurabilmeyi öğretir. Çocukların sosyalleşmesine yardımcı olur, birbirine ve başkalarına karşı hoşgörü ve saygı duyma becerisi kazandırır.
Tuesday, January 20, 2009
Saturday, January 17, 2009
Thursday, January 15, 2009
Sunday, December 28, 2008
Müzik severler için last.fm
deneyin şaşıracaksınız:üye olun,sevdiğiniz grupları belirtin,radyo bolumune bakinin,ve gerisini onun yonlendirmesine bırakın - http://www.last.fm/
Friday, December 26, 2008
Türkçe Oracle Kaynak Sorunsalı
Bildiğiniz Türkçe Oracle kaynakları burada belirtir misiniz? Ben bildiklerimi güncelledim:
http://tinyurl.com/6ulr39
http://tinyurl.com/6ulr39
Monday, November 03, 2008
Zamanla çoğalan yokluklarımız
George Carlin Amerika'da 70 ve 80 li yılların bir komedyeni idi. Biraz ağzı bozuk olarak bilinirdi. 11 Eylül den (9-11) ve karısının ölümünden sonra şunları yazmış.
"Tarih içinde zamanımızın paradoksunu şöyle sıralayabiliriz :
Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz. Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.
Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır.
Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür."
"Tarih içinde zamanımızın paradoksunu şöyle sıralayabiliriz :
Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz. Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik. Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.
Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır.
Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür."
Saturday, November 01, 2008
Atatürk'ü yıpratmamak..
Genç kızların gönlünde romantik yazıları ile taht kuran sayın Dündar'ın hazırladığı belgesel Mustafa, Türk milletinin sahip olduğu en değerli varlığı, Ata'sının özel yaşamına hiç kimsenin girmediği kadar giriyormuş.
Reklamın iyisi kötüsü olmuyor günümüz dünyasında, eminim yukardaki cümleyi okuyanlar, geçen hafta boyu sanal alemde her kanaldan devam eden tartışmalardan etkilenenler ve sonuçta sadece boş bir meraktan birçok kişi bu belgeseli sinemalarda izleyecek. Ben de bilgilenmek için izleyeceğim, ama sinemada para vermeyeceğim.
Bu örnek olaydan benim çıkarımım ise şu oldu: Türkiye'de malum medya kartelinin kendi çıkarları paralelinde yaptığı yayınları aman karar verirken yeterli görme, inanma, hemen gaza gelme, sorgula, farklı açıları da mutlaka değerlendir.
Ciliv'in açıklaması
Sermaye savaşları
ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ ÜZERİNE "GELİŞİGÜZEL" YAYIN YAPILMALI MI?
Prof. Dr. Özer Ozankaya
Can Dündar'a ve yaptığı 'Mustafa' filmine doğru tanı konulmuştur: "Pek
üstünde durulmadan (çaktırmadan) Atamızın gece hayatını, içkiyi seven, din
karşıtı, demokrasi demesine rağmen en yakın dostarını bile ipe
gönderebilecek bir diktatör olduğu ima ediliyor."
Can Dündar, "Sarı Zeybek" filmine de, daha ilk tümcesinde "Koca bir
imparatorluğu yıkan adam .." diyerek, yani gerçekte "övgü altında yergi"
yaparak başlamıştı. Sanki Osmanlı devletini Atatürk yıkmış gibi gerçeklere
taban tabana zıt olan, ama Atatürk'ün gerçekleştirdiği Türk demokrasi
devrimine düşman iç ve dış sömürgenlerden aferin almasını sağlayacak
bir imada bulunmuştu.
Yeni filmi için kendisinin "Belgeselde, toprağını kaybetmiş ve bunun derin
acısını yaşayan, kendisine yeni bir yurt kurmaya çalışan, nitekim bu konuda
başarılı olan bir çocuğun öyküsü" diyen sözlerini, Misak-ı Milli'yi,
sosyolojik, tarihsel, kültürel temelleri olan bir "Türk yurdu" değil de,
'Selanik'in yitirilmesine karşı yapay olarak oluşturulan bir yurt' gibi
sunmaya yönelik, gerçekleri tepe-takla eden, ama bunu da yine ürkekçe
yapan bir çaba sayabiliriz.
Bu yaklaşımla Atatük filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük
sorumsuzluk sayılmalıdır: Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve yalnız Türk
ulusunun değil, tüm insanlığın övünç kaynağı bir büyük düşünür-öndere karşı
sorumsuzluk.
"Suret-i haktan görünüp", gerçek dışı, yanıltıcı, demokrasi düşmanlarından
"aferin" almaya yönelik yayın yapılması, düşünce ve yayın özgürlüğünün
kötüye-kullanılması olarak görülmelidir.
Atatürk üzerine ve genel olarak Türkiye Cumhuriyetinin Türk Devrimiyle
oluşan temel ilke ve kurumları üzerine yapılan yayınlar, Atatürk'ün "Basın
ve yayın özgürlüğü" konusundaki uyarıları eşliğinde değerlendirilmelidir.
Bu uyarıları benim burada belirtmeme olanak yok.
Atatürk'ün günümüz Türkçesine aktardığım "YURTTAŞ İÇİN MEDENİ BİLGİLER"
kitabının (CEM YAYINLARI) "ÖZGÜRLÜKLER" bölümüne bakılırsa, genellikle basın
ve yayın araçlarının bugün içine düşmüş olduğu düzeyin etkenlerini ve
bunlara karşı nasıl önlemler alınmak gerektiği bu uyarılardan
çıkarılabilir.
Bir yanda, dünyanın dört kıtasından birçok tanınmış bilim, sanat,
siyaset ve askerlik şahsiyetinin, 21. yüzyıla girerken, oy birliği ile
Atatürk'ün tüm insanlık için kalıcı katkılarını dile getirmekten onur
duyması (Bknz: DÜNYA DÜŞÜNÜRLERİ GÖZÜYLE ATATÜRK VE CUMHURİYETİ; T.İş
Bankası Yayını)...
Bir yanda Can Dündar ve O'nun gibi yayınlar yapanların tutumu...
Ne diyelim, "YERE düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten"...
Prof. Dr. Özer Ozankaya
Reklamın iyisi kötüsü olmuyor günümüz dünyasında, eminim yukardaki cümleyi okuyanlar, geçen hafta boyu sanal alemde her kanaldan devam eden tartışmalardan etkilenenler ve sonuçta sadece boş bir meraktan birçok kişi bu belgeseli sinemalarda izleyecek. Ben de bilgilenmek için izleyeceğim, ama sinemada para vermeyeceğim.
Bu örnek olaydan benim çıkarımım ise şu oldu: Türkiye'de malum medya kartelinin kendi çıkarları paralelinde yaptığı yayınları aman karar verirken yeterli görme, inanma, hemen gaza gelme, sorgula, farklı açıları da mutlaka değerlendir.
Ciliv'in açıklaması
Sermaye savaşları
ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ ÜZERİNE "GELİŞİGÜZEL" YAYIN YAPILMALI MI?
Prof. Dr. Özer Ozankaya
Can Dündar'a ve yaptığı 'Mustafa' filmine doğru tanı konulmuştur: "Pek
üstünde durulmadan (çaktırmadan) Atamızın gece hayatını, içkiyi seven, din
karşıtı, demokrasi demesine rağmen en yakın dostarını bile ipe
gönderebilecek bir diktatör olduğu ima ediliyor."
Can Dündar, "Sarı Zeybek" filmine de, daha ilk tümcesinde "Koca bir
imparatorluğu yıkan adam .." diyerek, yani gerçekte "övgü altında yergi"
yaparak başlamıştı. Sanki Osmanlı devletini Atatürk yıkmış gibi gerçeklere
taban tabana zıt olan, ama Atatürk'ün gerçekleştirdiği Türk demokrasi
devrimine düşman iç ve dış sömürgenlerden aferin almasını sağlayacak
bir imada bulunmuştu.
Yeni filmi için kendisinin "Belgeselde, toprağını kaybetmiş ve bunun derin
acısını yaşayan, kendisine yeni bir yurt kurmaya çalışan, nitekim bu konuda
başarılı olan bir çocuğun öyküsü" diyen sözlerini, Misak-ı Milli'yi,
sosyolojik, tarihsel, kültürel temelleri olan bir "Türk yurdu" değil de,
'Selanik'in yitirilmesine karşı yapay olarak oluşturulan bir yurt' gibi
sunmaya yönelik, gerçekleri tepe-takla eden, ama bunu da yine ürkekçe
yapan bir çaba sayabiliriz.
Bu yaklaşımla Atatük filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük
sorumsuzluk sayılmalıdır: Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve yalnız Türk
ulusunun değil, tüm insanlığın övünç kaynağı bir büyük düşünür-öndere karşı
sorumsuzluk.
"Suret-i haktan görünüp", gerçek dışı, yanıltıcı, demokrasi düşmanlarından
"aferin" almaya yönelik yayın yapılması, düşünce ve yayın özgürlüğünün
kötüye-kullanılması olarak görülmelidir.
Atatürk üzerine ve genel olarak Türkiye Cumhuriyetinin Türk Devrimiyle
oluşan temel ilke ve kurumları üzerine yapılan yayınlar, Atatürk'ün "Basın
ve yayın özgürlüğü" konusundaki uyarıları eşliğinde değerlendirilmelidir.
Bu uyarıları benim burada belirtmeme olanak yok.
Atatürk'ün günümüz Türkçesine aktardığım "YURTTAŞ İÇİN MEDENİ BİLGİLER"
kitabının (CEM YAYINLARI) "ÖZGÜRLÜKLER" bölümüne bakılırsa, genellikle basın
ve yayın araçlarının bugün içine düşmüş olduğu düzeyin etkenlerini ve
bunlara karşı nasıl önlemler alınmak gerektiği bu uyarılardan
çıkarılabilir.
Bir yanda, dünyanın dört kıtasından birçok tanınmış bilim, sanat,
siyaset ve askerlik şahsiyetinin, 21. yüzyıla girerken, oy birliği ile
Atatürk'ün tüm insanlık için kalıcı katkılarını dile getirmekten onur
duyması (Bknz: DÜNYA DÜŞÜNÜRLERİ GÖZÜYLE ATATÜRK VE CUMHURİYETİ; T.İş
Bankası Yayını)...
Bir yanda Can Dündar ve O'nun gibi yayınlar yapanların tutumu...
Ne diyelim, "YERE düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten"...
Prof. Dr. Özer Ozankaya
Thursday, October 30, 2008
en sık görüşülen 20 kişi
iyi bir google ürünleri kullanıcısı iseniz gmail vazgeçilmezinizdir sizin de eminim. :)
gmail içinde soldaki menüde çöp kutunuzun altında kişiler bağlantısına girin, en sık görüşülenler bölümü size hayatınızdaki önemli kişi ve gruplar hakkında bilgi verecek. bu listede sizin için önemli olmadığını düşündüğünüz birini görebilirsiniz veya tam tersi önemli birinin burada yer almadığı sizi şaşırtabilir, ama her koşulda google yalan söylemez. :)
gmail içinde soldaki menüde çöp kutunuzun altında kişiler bağlantısına girin, en sık görüşülenler bölümü size hayatınızdaki önemli kişi ve gruplar hakkında bilgi verecek. bu listede sizin için önemli olmadığını düşündüğünüz birini görebilirsiniz veya tam tersi önemli birinin burada yer almadığı sizi şaşırtabilir, ama her koşulda google yalan söylemez. :)
Wednesday, October 22, 2008
Waiting, watching, wishing my whole life away, dreaming, thinking, ready for my happy day and some easy livin..
This is a thing I have never known before, it's called easy livin.
Somewhere along the lonely road I had tried to find you.
Day after day on that windy road I had walked behind you.
Easy livin and I've been forgiven since you've taken your place in my heart.
Uriah Heep - Easy Livin
Somewhere along the lonely road I had tried to find you.
Day after day on that windy road I had walked behind you.
Easy livin and I've been forgiven since you've taken your place in my heart.
Uriah Heep - Easy Livin
Tuesday, October 21, 2008
Uyarı: ister java-ister .net-ister php yaz, ama once SQL kabiliyetlerini öğren, unutma bu bir veritabanı uygulaması!
SQL Features:
- Dates and Times ...
- Hierarchical Data ...
- Materialized Views ...
- MODEL Clause ...
- Nulls ...
- PL/SQL Collections ...
- Regular Expressions ..
SQL Techniques:
- Columns to Rows ...
- Columns to String ...
- Custom Feedback Messages ...
- Hierarchical Selective Expansion ...
- Integer Series Generators ...
- Pattern Matching Over Rows ...
- Rows to Columns ...
- Rows to String ...
- Serial Numbers ...
- String to Columns ...
- String to Rows ...
- Transformations ...
- Varying IN Lists ...
Monday, October 20, 2008
Bilgi: Oracle Akademi Türkiye'nin yeni "Workforce Development" projesi *I-gO*
Linkplus'in 3 ayda bir yayinladigi derginin bu sayisinda projenin duyurusunu gordum. Birçok universite ile ortaklik kurulmus anladigim, Oracle is ortaklarindan Experteam'in Origo ismindeki istirakini bu proje icin ana sorumlu secmislar, biraz NBA deki caylak secim sureci gibi, oncelikle belirlenen ogrencilere egitim ile yuklenerek gozleniyorlar akabinde en iyiler Oracle partnerleri tarafindan ise aliniyor gibi kisaca.
Tum maliyetler Oracle Akademi tarafindan karsilanacakmis. Ilgilenenler okullarinda Oracle Akademi I-gO projesini soruşturabilirler ya da Oracle Akademi program yöneticisi Türker Gülüm ile irtibata geçebilirler.
Tum maliyetler Oracle Akademi tarafindan karsilanacakmis. Ilgilenenler okullarinda Oracle Akademi I-gO projesini soruşturabilirler ya da Oracle Akademi program yöneticisi Türker Gülüm ile irtibata geçebilirler.
İndirim Günlüğü
Küresel ekonomik sıkışma ile ilintili olabilir, arka arkaya çok iyi indirimler yakalamaya başladım son ay içinde.
- Kozyatağı Karfur* karşısında Yeşil mağazasında kışa hazılık olarak tam süper, iki ayakkabı %20 indirim ile,
- Amerika'da Openworld konferansında son iki senedir almayı planladığım 4 Oracle kitabını %25 indirim ile,
- Kadıköy sahilde, Moda yolu başında, Alkım Kitabevi'nden** %50 üzerinde indirim ile Minix CD si yanında bir Tanenbaum Operating Systems kitabı ve bir The Complete Reference C kitabı
Bunların tadını çıkarırken farkettim ki daha büyük bir indirimi yakalamak için önce önemli bir indirim yapma sırası bana gelmiş; Oracle'cıdan satılık Ford Focus hatchback 1,6 benzinli düz vites gümüş gri 2004 68000km yetkili servis bakımlı, kapalı garaj arabası - 21,000 YTL son fiyat - :)
* bu şirketin ismine acaip gıcığım, kim okuyup yazabiliyo ki bu kelimeyi, inadına yani.
** eğer burayı henüz ziyaret etmedi iseniz lütfen daha fazla uzatmadan hemen gidin.
- Kozyatağı Karfur* karşısında Yeşil mağazasında kışa hazılık olarak tam süper, iki ayakkabı %20 indirim ile,
- Amerika'da Openworld konferansında son iki senedir almayı planladığım 4 Oracle kitabını %25 indirim ile,
- Kadıköy sahilde, Moda yolu başında, Alkım Kitabevi'nden** %50 üzerinde indirim ile Minix CD si yanında bir Tanenbaum Operating Systems kitabı ve bir The Complete Reference C kitabı
Bunların tadını çıkarırken farkettim ki daha büyük bir indirimi yakalamak için önce önemli bir indirim yapma sırası bana gelmiş; Oracle'cıdan satılık Ford Focus hatchback 1,6 benzinli düz vites gümüş gri 2004 68000km yetkili servis bakımlı, kapalı garaj arabası - 21,000 YTL son fiyat - :)
* bu şirketin ismine acaip gıcığım, kim okuyup yazabiliyo ki bu kelimeyi, inadına yani.
** eğer burayı henüz ziyaret etmedi iseniz lütfen daha fazla uzatmadan hemen gidin.
Friday, October 17, 2008
Edilgen Farkındalık
Yöneticiniz grubunuzdan bir ileti ile son üç ay içinde neler ile uğraştınız, çok da seçici olmadan başlıklarını belirtmenizi istese; hızla gönderilmiş iletilerinize göz atarak başlasanız, şirkette kullanılan zaman çizelgesi veya proje yönetimi ortamından birkaç arama yapsanız, hatta yazdığınız BLOG lara da göz atsanız..
Bence çıkan sonuç hergün hayatınızdan en az 8 saat geçirdiğiniz ortamı sorgulamanıza neden olabilir, yaşam alternatif maliyetleri olan seçimlerle dolu, durum böyle iken telaşa kapılmayın, bunu fark ettiğiniz için birçok arkadaşınıza göre şanslısınız, ama bazı şeyler de değişmiyor işte, böyle olmalı anlaşılan?
Akabinde öneriyorum, aynı adımları bir de özel yaşamınız için tekrarlayın. :)
Bence çıkan sonuç hergün hayatınızdan en az 8 saat geçirdiğiniz ortamı sorgulamanıza neden olabilir, yaşam alternatif maliyetleri olan seçimlerle dolu, durum böyle iken telaşa kapılmayın, bunu fark ettiğiniz için birçok arkadaşınıza göre şanslısınız, ama bazı şeyler de değişmiyor işte, böyle olmalı anlaşılan?
Akabinde öneriyorum, aynı adımları bir de özel yaşamınız için tekrarlayın. :)
Saturday, October 11, 2008
garanti ediyorum, 19 dakika 25 saniyenize degecek!
http://tinyurl.com/2b6lrg
onca sene, onca blog/forum aktivitesi yerine sadece buna benzer bir çalışma yapmak daha faydalı mı olurdu diye düşündüm cidden :)
onca sene, onca blog/forum aktivitesi yerine sadece buna benzer bir çalışma yapmak daha faydalı mı olurdu diye düşündüm cidden :)
Thursday, October 09, 2008
Monday, October 06, 2008
NTV Belgesel Kuşağı
Mükemmel bir başka deneyimdi, umarım devamı gelecek, kaçırmamak gerek.
Not: "Amerikan Rüyası" nedir serisi..
Not: "Amerikan Rüyası" nedir serisi..
Subscribe to:
Posts (Atom)
